04 Aralık 2020 Cuma Saat 17:43
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Önsöz: Doğu karadeniz bölgesine Pontus denilmiş, Burada yaşayan halklar da Rum şeklinde tanımlamıştır
04 Kasım 2020 Çarşamba Saat 02:27
Doğu Karadeniz tarihi ve halkların menşei Yunanlıların asılsız iddialarına çok yönlü belgeli cevaplar, Pontus ve Rum kelimelerinin anlamı

Önsöz: Doğu karadeniz bölgesine Pontus denilmiş, Burada yaşayan halklar da Rum şeklinde tanımlamıştır

Pontus Deniz kenarı sahil anlamına gelmektedir Bir kavim Irk değildir, 

Rum kelimesinin aslı Romalı demektir, Arapça harflerde O harfi olmadığı için Rum şeklinde kullanılmıştır.

Osmanlı & Selçuklu Arap harfleri kullanıyordu, Onlarda Romayı Rum, Diyarı Rum şeklinde tanımlamışlardı.

Roma halkının çoğunluğu zannedildiği gibi Batılı-Yunanlı değil, Anadolu, Mezopotamya halkları ve Asyadan göç eden halklardan oluşuyordu. Bunların önemli bir kısmı Turan / Türk kavimlerindendi. 

İslam hakimiyeti sırasında eski şaman veya Hıristiyan olarak yaşayan halka Müslümanlar Rum (Romalı) derdi. 

Bu arada Ermeniler, Süryaniler, Yezidiler kendi kavim adları ile tanımlanırken Turan/Türk kavimler Rum şeklinde tanımlanıyordu.

Evet Selçuklu/Osmanlı dönemi Rum şeklinde tanımlanan halkların çoğunluğu Müslüman olmayan Türk kavimleriydi.


BU KONUDA BİR ARAŞTIRMA YAZISINI ALDIK


Yunanlı tarihçi Yorgos Kardatos: "Yunanlıların Pontus (deniz) ile hiçbir ilgileri yoktur! Yunanlıların Pontus'la ilgileri, Atinalı tüccarların gemilerle gelip, Trabzon bölgesinden çaldıkları inekleri Atina ve Mısıra götürüp satmalarından ibarettir!" 

**

Alfred Duggan, King of Pontus adlı eserinde Pontus krallarının Yunanlılarla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını da yazar.

**

Tarihçilerin babası olarak kabul edilen HERODOT tarihi; İran egemenliği altındaki ulusları sayarken, incelediğimiz bölgede Turan kokenli Moşililerin, Tibaren, Makronlu, Mosinekli ve Marlıların yaşadığından bahseder, Yunanlılardan bahsetmez.

**

Fransız bilim adamı Lebeau (Löba), yukarıda zikrettiğimiz kadim Pontus ahalisinin "burayı çok eskiden beri vatan yapmış olan Turanlılar olduğunu " söylüyor. 

**

Tarihin ilk çağlarından itibaren yerleşime açılan Doğu Karadeniz bölgesinde yaşayan topluluklardan en bilineni MÖ. 16 yüzyıl ortalarında yaşayan Azzi-Hayaşalardır.

MÖ. 695’te Kimmerler, kendileri gibi Orta Asya halklarından olan İskitlerin sıkıştırmasıyla bölgeye gelmiş ve bölgede devlet kurmuşlardır.

**

Alman Tarihci Jakop Phillipp Falmerayer 

"Trabzon'un Kafkasya'dan gelen Kıpcak Türkleri tarafından kurulduğunu" söyler

R.P. Pullant ve Charles Texier de aynı görüştedir. Onlar da "Trabzon'un yerli halkının Kıpçak Türk olduğunu " yazmışlardı.

**

Yani bölge, MÖ. 695 yılından itibaren Orta Asya halklarının yerleştikleri ve devlet kurdukları bir alandır. Bölgeye, MÖ. 665’ten itibaren, Kimmerleri takiben Anadolu’ya gelen İskitler yerleşmeye başlamış ve egemenlik tesis etmişlerdir. İskit egemenliği devam ederken bölgeye, Batı Anadolu’dan ve bugünkü Yunanistan’dan gelen topluluklar, ticari koloniler kurmak maksadıyla yerleşmeye başlamışlardır.

MÖ. 336 yılında Makedonyalı İskender’in orduları Çoruh boylarına ulaştığında, Hazar denizinden bu bölgeye kadar olan sahada Kıpçak Türklerinin bulunduğu Gürcü kaynaklarından anlaşılmaktadır.

Bölgede devlet kurmadan varlığını sürdüren Kıpçaklar, Türklerin Çağatay koluna mensup olup bölgede daha çok Gürcülerle yakın ilişki içerisinde oldukları görülmektedir.


Kıpçaklar, Türklerin Peçenek ve Uz Türkleriyle beraber fiziksel bakımdan diğer Türk boylarından biraz daha farklı olarak sarışıncadırlar.


Karadenizlilerde görülen sarışınlığın Kıpçaklardan geçtiği Antropoloji uzmanları ve tarihçilerin genel kabulü olarak karşımıza çıkmaktadır.


Aslında Kıpçaklar bölgede sanılanın ötesinde özellikle askeri ve siyasi alanda çok etkili olmuşlardır. Gürcü Kraliçesi Tamara zamanında Gürcü ordusunun hemen hemen tamamı Kıpçaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen Kıpçaklar’ın tamamı Ortodoks inancına sahiptir.


Bölgede MÖ.301 yılında Pontus devleti kurulmuştur. Pontus devleti genel kabulün aksine Perslerin kurduğu bir devlettir. Pers hanedanı Mihridates’lerin yönetimindeki Pontus devleti yaklaşık 3,5 asır sürmüştür. Sonrasında Romalılar bölgeye hâkim olmuştur.


Roma bölündükten sonra bölgenin kontrolü MS. 395’ten itibaren Doğu Romalılara (Bizans) geçmiştir.

Bizanslılar da, Balkanlarda kendilerini uzunca bir süre meşgul eden Bulgarları, MS. 530’dan sonra bölgeye yerleştirmiştir.

MS. 1058 yılından itibaren Selçukluların bölgenin güneyine hâkim olmasıyla, Oğuz Türklerinin akınları başlamıştır. Bölgeye daha çok 1071 sonrası yoğunlaşan bir Türkmen yerleşimi söz konusudur. Özellikle Oğuzların Çepni boyu bölgeye adeta akmıştır.


Bu arada Oğuzlar, 1071 yılında Trabzon’u bir süreliğine ele geçirmişler ancak Bizans valisi Thedore Gabros 1075’te şehri geri almıştır.


Bölgede Trabzon devleti, 1204 yılında taht kavgası nedeniyle İstanbul’dan kaçmak zorunda kalan Kommenos ailesi tarafından kurulmuştur. Kommenoslar zamanında Türklerin taarruzlarına karşı Gürcülerden yardım istemiş, onlar da Kıpçak askerlerini yardıma göndermiştir. Savaşçı Kıpçaklar, Türkmenlerin bölgeyi ele geçirmesinin önündeki en büyük engel olmuşlardır.


Tabi Kıpçaklar sadece asker olarak değil, 13. yüzyılın başından beri yukarıda da temas ettiğim gibi halk olarak da bölgede varlığını sürdürmektedirler. Kıpçaklar, Ortodoks inancına sahip olmalarından dolayı kendi dilleri olan Çağatay Türkçesinin yanı sıra bölgede Rumca da konuşmaya başlamışlardır. Çünkü hem resmi dil, hem Ortodoksların dinsel öğreti dili Rumcadır.


Yani bölgede Ortodoks olan insanların tamamı Grek asıllı değildir. Dolayısıyla Rum ifadesi sadece Grek asıllıları değil, aralarında yoğun biçimde bulunan Kıpçak Türklerini ve diğer unsurları da kapsamaktadır. Bunu önemli bir ayrıntı olarak kayıt altına alalım. Yani bölgede Rumca bilenleri Grek asıllı görmek çok büyük bir hatadır.

Tarihsel kronolojiye devam edelim…


Trabzon devleti, varlığını 15.yüzyıla kadar sürdürmüştür. Bu süreçte Oğuz Türklerinin taarruzları onları bitap düşürmüş; devamlı mücadele, kuruluşunda Sinop’tan Rize’ye kadar olan bölgenin büyük kısmının Trabzon Devletinin elinden çıkmasına sebep olmuş ve devlet sadece Trabzon ve çevresindeki sahaya sıkışmıştır.

Trabzon Devleti, bu süreçte yoğun göç vermiş olup hemen batısında bulunan Canik Beyliklerinden (Hacı Emiroğulları, Taceddinoğulları, Kubadoğulları, Taşanoğulları) ve Bafra beylerinden daha zayıf durumdadır.

Sadece o zaman ki nüfus karşılaştırmasını vermek yeterli olacaktır sanırım. Örneğin Taceddinoğlu Beyliğinin asker sayısı 12 bin iken Trabzon’un şehir merkezinin nüfusu sadece 4 bindir.


Nihayet, 1461 yılında Trabzon, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilecek ve Trabzon devleti sona erecektir.

Burada atlamadan vurgulayalım ki yukarıda yazdıklarımdan da anlaşılacağı gibi MÖ. 301 yılında bir Pers hanedanı tarafından kurulan Pontus Devleti ile MS.1204 yılında kurulan Trabzon devletinin ilişkisi bulunmamaktadır. 1204’de kurulan devletten “Rum Pontus” şeklinde bahsedilmesi, sadece söz konusu devlete tarihi derinlik kazandırma maksatlıdır. Dayanaksızdır.


Osmanlı egemenliğinden sonra 19. yüzyıla kadar bölgede barışı bozacak hiçbir şey olmamış, ancak bölgeye tarihin doğal seyrinde yoğun Türk göçü sürmüştür.


Bu süreçte Rum olarak adlandırılan azınlık unsur da bölgede varlığını sorunsuz biçimde sürdürmüştür. Ancak 1828-1829 Osmanlı- Rus savaşından sonra bölgedeki Rumların önemli bir miktarı Rusya ve Balkanlara göç etmiştir (O zamanlar Trabzon ve çevresinde Rum kabul edilen nüfus 210 bin civarında).

Müteakiben Yunanistan’ın bağımsız hale gelmesinden sonra özellikle de Osmanlının son döneminde, kilisenin gayretleriyle bölgede Yunanlık bilinci yaygınlaşmış ve güçlenmiş, Doğu Karadeniz megalo ideanın parçası olarak düşünülmeye başlamıştır.


Kaynak

Mustafa Önsel’in katkıları ile

Bu yazı toplam 6316 defa okundu.
 
Paylaş
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar