17 Ekim 2019 Perşembe Saat 20:09
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
GALANDARİS GELENEĞİ
13 Ocak 2012 Cuma Saat 15:11
İşte sizlere bir tane daha bizi biz yapan ve bize has geleneklerimizden biri…GALANDARİS GELENEĞİ

İSTANBUL-Çocukluğumuzdan aklımıza kalan ancak 1980 yıllarına kadar köyümde kaldığım sürede geleneklerimizin unutulmaz bir parçası olan  GALANDARİS   günümüzü sizler unuttunuz ama biz unutmadık.

           İnsanlarımızın yöresel olarak bir çok gelenek örf ve adetleri vardır hiç şüphesiz işte buradan baktığımız zaman Karadeniz bölgesinin öz geleneği olan ve unutulmaya yüz tutan GALANDARİS günümüz bugün ve bu gece memleketimizde gençlerimiz tarafından her yeni yılın on üçüncü gününde köylerimizde yaşatılır.

GALANDARİS NEDİR  ve KİMLER KUTLAR?

  Karadeniz bölgesinin örf adet ve geleneklerinden biri olan Galandaris bir eğlencedir nasıl kutlanır diye sorusuna ise köyler de gençlerimiz arasında bir birliktelikle başımıza tül çorap geçirir yada yüzümüzü boyarız başımıza fes foter benzeri şeyler takarız hiç kullanmadığımız eşyaları giyeriz bu elbiseler yamalı yırtık veya ters giyer dikkatimizi dağıtırız ses tonumuzu tanınmamak için değiştiririz. ve gruplar halinde köyde yaşayan komşularımızın kapılarını çalarız kapıyı açan ev sahibine torbayı atar ve yiyecek ve içecek türü şeylerin konulmasını isteriz verilmemesi durumunda kavga eder gibi gürültü yapar ve sonrasında başka komşunun kapısını çalarız.

 PROĞRAMCI ZEKİ GÖKCE’YE ŞOK MESAJ

  İstanbul’da yayın yapan 93,3 Karadenizin sesi radyosunda program sunan gazeteci Zeki Gökçe ye mesaj atan Gazeteci arkadaşı Sadullah DERVİŞOĞLU ise   'GALANDARİS' gününüzü kutlarım demiş programcı Zeki Gökçe ise bu mesaj karşısında yayında şöyle der. 

Sevgili Sadullah kardeşim Galandaris nedir der ve yayına bağlanan DERVİŞOĞLU ise GALANDARİS in bir gelenek olduğunu ve köylerimizde her ocak ayının on üçüncü günü ve gecesi kutlanır. 

Bu anlamda sizinde gününüzü kutlarım diyen  DERVİŞOĞLU’na  sunucu Gökçe ise şöyle cevap verdi Evet değerli 93,3 radyo k dinleyicileri unutulmaya yüz tutmuş bu geleneğimizi bizlere hatırlatan değerli gazeteci kardeşim Sadullah DERVİŞOĞLU’na teşekkür ediyorum  babaannem bunlardan bahsederdi bana diyen Gökçe sözünü bitirmeden  bu günü hatırlayan bir çok hemşerimiz ise bu günün önemi ile ilgili anılarını radyo ya mesajla ve telefonla bağlanarak paylaştılar.

      Bu anlamda bizler gazeteciler olarak toplumun unutulmaya yüz tutmuş bu geleneklerimizi her yıl hatırlatmak bizim de başlıca görevlerimizden bir tanesidir.

Haber - Sadullah DERVİŞOĞLU

GALANDARİS GELENEĞİ

İşte sizlere bir tane daha bizi biz yapan ve bize has geleneklerimizden biri……

Bilindiği üzere, eski kocakarı hesabına göre Ocak ayının 13’ünü 14 bağlayan gece Galandar gecesidir, yanı eski hesaba göre Ocak ayının başlangıcıdır. Eskiden beri var olan ve günümüze kadar hafızalarda ulaşan bir gelenektir ama üzülerek belirteyim ki bu gün bu gelenekten eser kalmamıştır. 

Nedeni de sanayileşme ve kalkınmanın bir sonucu olarak toplumumuzun bedel ödemeye devam ederek birçok gelenek ve göreneklerimizi terk ettiğimiz gibi bazı adetlerimizi de terk etmek zorunda kaldık bu tüm hızıyla devam etmektedir. 

Ocak ayı, yani galandar ayının başladığı gün olan gece köyün delikanlıları kendi aralarında gruplar halinde toplanırlar. Her grup kendi arasında birtane de KARAKONCOLOS denen bir lider seçerler. 

Bu kişi kadın elbisesi veya kendini tanınmayacak halde üstü başını eski yırtık elbiseler ve hayvan postları ile sarar, beline ve boynuna ziller ve hobeçler takar ve bu şekilde giyinerek yüzünü kara kazanın altındaki maniyalarla siyaha boyayarak tanınmaz hale gelirdi. 

Zaten bu işin esprisi de budur. Gençler bu çalışmayı yaparken, köylerdeki ailelerde de kendi arasında galandarisler gelecek diye bir hazırlık yaparak gelecek karakoncololara verecekleri nevaleleri hazırlıyorlardı. Bu nevaleler nelerdir(ceviz, fındık, kestane, elma, erik-elma kurusu hoşaf, koliva, küpte armut, küçük ince hurma, üvez, kabak kurusu, lori, kabak felisi, kurumuş et, yumurta gibi………). 


Eskiden kar çok olurdu 1-1,5 metre civarında yollar kapalı olurdu evlere ulaşmak zordu, gruplar önceden gidecekleri evleri planlarlardı ve yola çıkarlardı, önde lider durumundaki karakoncolonun boğazında nevale dolduracağı bir kemence, ellerinde elektrik yaygın değildi idare lambası(gazlifener) veya denizci feneri bulunurdu, diğer elinde de kalın bir sopa evlere yanaştıkları zaman başlarlardı galandaris manisini söylemeye…….. 


Kalandar kalandar gecesi,

Devlet bacası

Torbamı dolduran cennet hocası,

Doldurmayan cehennem zebanisi,

Üste erkek uşak,

Ahırda dişi buzak, ne verirsen ver…..

Ver Allah ver dolsun torba veya hemence

Veya…..

İşte gelduk kapunuza

Selam verduk yapınıza

Selamumi almazsaniz

Daha gelmem kapunuza…..gibi…….diyerek torba veya hemenceyi uzatarak ev sahipleri gönüllerinden ne koparsa verirlerdi. 


Toplanan bu yiyecekler arkadaşlar kendi aralarında bir eğlence düzenleyerek…..kemençe ve kaval eşliğinde horon oynayarak karşılıklı atma türki atarak sabahlarlar ve bu nevaleleri de gönüllerince şakalaşarak bitirirlerdi……Bu yazdıklarım 1970 yılların başında bizlerinde çocukluk yıllarına rastlayan ve heyecanla beklediğimiz bir adet idi. 

Aşağıda Yeni ve Eski ay isimleri….

Ocak = Galandar

Şubat= Küçük Ayı

Mart= Mart

Nisan= Abril Ayı

Mayıs= Mayıs

Haziran= Kiraz Ayı

Temmuz= Çürük Ayı

Ağustos= Ağustos

Eylül= İstavrit Ayı

Ekim= koç Ayı

Kasım= Üzüm Ayı

Aralık= Sığırgoyan Ayı 


BİR YORUM:

işte bu hep aklıma takılır dururdu şimdi şöyle anlatayım iyiki bu konuyu açmışsınız ben köyde evimiz olmadığı için memlekete geldiğimde ana tarafında kalırdım hep iki senede bi gelirdim oralara ancak her gelişimde beni öyle bi korkuturlardı ki akşam olunca hava karardığı zaman bırakın kapı önüne çıkmayı tahtaboş a çıkıp tuvalete bile gidemezdim de, bi elimde fener arkamda dayım veya anneannem yada kim varsa onu alıp çıkardım.

hep derlerdi şimdi yok, şimdi yok, eskiden oluyordu, yok canavardı, sesini duyar sana seslenir sende ona cevap verdin mi hemen yanına gelir, işte öldürür şöyle yer böyle eder diye, hala bile o köye gitsem yalnız yatamam, akşamları yanalız bir yere çıkamam, hepte inandım çünkü, kime sorsam evet var gerçek diyordu bana vay bee demekki bunca sene eski bi gelenekle benimle eğlenmişler korkutmuşlar beni şimdi öğrendim karakocilo diye bir şey yokmuş ama nasıl alışacağım buna bilmiyorum tüylerim diken diken oluyor yahu


BİR YILBAŞI GELENEĞİ: "GALANDARİS GULANDARİS" 

Ocak ayının eski ismi 'kalandar'dır. Yeni yılın başlangıcı da Kalandar'ın 14'üne tekabül eder. Yılbaşı ne Noel Baba'yı çağrıştırırdı yörenin çocuklarına, ne de süslenmiş çam ağaçlarını. Onlar için "Galandaris gulandaris" yapma zamanı gelmişti sadece. 

Akşamdan hazırlanan torbalarla yola düşülür, ev ev gezilerek kimsenin kayıtsız kalamayacağı bir eski tekerleme okunurdu: 

"galandaris gulandaris 

Erkek uşak dişi buzak bir feli kabak" 

Evin sahibi de zaten Kalandar hazırlığını yapmış, kapıdan uzanacak bez torbaları beklerdi. 

Bir gün öncesinden koliva kazanları kaynatılmış, tekerlemenin içinde geçen "bir feli kabak" pişirilmiş olurdu. Avuç avuç fındık , ceviz ve meyveler dodurulurdu torbalara. Çocuklar tüm kapıları "galandaris gulandaris" yaptıktan sonra mutlu bir şekilde topladıklarını yemeye giderlerdi. 

Yine, Kalandar sabahı genç kızlar erkenden suya gidip başlarını yıkardı, saçlarımız uzun olsun diye... 

Bekarların dilinde de bir kalandar türküsü: 

"Kırlangıç yuva yapar karaağaç kovuğuna 

Bekarlar neler çeker Kalandar soğuğunda" 

Artık, Kalandar ayında "galandaris gulandaris" yankılanmıyor kapılarda. Koliva kazanları kaynamıyor, kabak felileri pişmiyor Kalandar çocuklarına özel. Genç kızlar da saçımız uzun olsun diye erkenden sulara koşmuyorlar. 

Bu yazı toplam 2573 defa okundu.
 
Paylaş
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar