27 Nisan 2017 Perşembe Saat 06:04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
DÜNYANIN EN HARİKA YERLERİNDEN BİRİ
12 Şubat 2011 Cumartesi Saat 12:40
Şavşat'a bağlı köy. Eski adı Sıhızir. KAYADİBİ KÖYÜ (Sığızır yada Sıxızır)

  İlk aklınıza gelecek soru, bunu nereden biliyorsunuzdur? Eğer aşağıdakı gerçekten yaşanmış olayı okursanız, eminim buna sizde inanacaksınız.

         Şavşat, ormanlık bir bölgede olduğundan, köylerdeki evler tarımsal yaşama uygun tamamen ahşaptan yapılmış aynı standarttadır. Hemen hemen hepsi küçük farklılıklar dışında aynıdır. Genelde iki katlıdır. Arazinin durumuna göre bazan üç katlıda olabilir. Zemin katta tomruktan yapılmış arkada iki ahır, önde tahtadan yapılmış taş ocaklı iki oda, arada "havli" denen koridor vardır. Odaların ve ahırların kapıları bu koridora açılır. Koridor iki baştan birer kapı ile dışarı açılır. İnsanlar ve hayvanlar girip çıkarken bu koridoru kullanır. Korıdorun tabanı hayvanlarıda taşimak için, ahırların içinde olduğu gibi "döşeme" denen üst yüzeyleri yontulmuş 10-15 santımetre çapında tomruklarla döşenmiştır. Odaların içi ise tahta döşelidir. Ahırların biri büyüktür. Burada hayvanlar, ahırın iki kenarı boyunca uzanan "baga" denilen yemliklere iki sıra şeklinde bağlanır. Ahırın ortasında tahta zeminli boydan boya uzanan "sanaskal" denen 40-50 cm genişliğinde bir kanal vardır. Bu kanal "kömzek" denen, kanal genişliğinde kare şeklinde bir delikle binanin arkasina açılır. Kanalda biriken hayvan dışkısı binanin arkasına bu delikten atılır. Arka tarafta, tarlalara götürmek için hayvan gübresi halinde bu dışkı biriktirilerek eskitilir. Kış aylarında kar üstunde öküzle çekilen kızak kullanılarak, kızağın üzerinde "çatan" denen büyuk sepetlerle tarlalara taşınır.

         İkinci ahır ise bu ahırın yarı genişliğindedir. Ahırın bir kenarında yemlik vardır. Hayvanlar bu yemliğe tek sıra bağlanır. Diğer kenarda ise sanaskal denen kanal uzanır. Bu yarım ahıra "salbağa" denir. Genelde nufusu az olan erkek hayvanlar (Öküzler) bu ahıra bağlanır.

          Binanın üskatında arka tarafta yine tahtadan yapılmış tahıl anbarı ve yün kilimlerle duvar ve tabanı döşeli misafir odası bulunur. Bu oda da ocak yoktur. Binanın ön tarafında taş ocaklı alttaki gibi iki oda vardır. Orta yerde ise alt kattan daha geniş, "divan hane" denen koridor vardır. İki başından balkonlara açılır. Binanın ön tarafında taş ocaklar bulunduğu için diğer üç yanında birbirine bağlı yaklaşik 1.2 m genişliğinde "ayvan" (eyvan) denen balkonlar vardır. Bu balkonlara binanın ön tarafındaki ocaklar tarafından, binanın iki yan yüzünden, birer tahta merdivenle çıkılır. Alt kattaki koridordan üst kattaki divan hane denen koridora da dik bir merdivenle, içerden çıkılır. Buna "ğepengi" (kapan) denır. Üst zeminde aşağıyla bağlatı sağlayan bu delik kullanılmadığı zaman bir tahta kapakla kapatılır. Burası tuzak gibi birşeydir, kapak açık unutulduğu zamanlar, çocukların, karanlıkta üst katta dolaşan birinin bu delikten aşağı düşmesi devamlı yaşanan şeylerden biridir. Arka balkondan Alta doğru uzanmış kesik dik pitamit şeklinde ahşaptan yapılmış "ayağyol" denilen tuvalet vardır. Buraya balkondan ahşap merdivenle inilir. Buranında ğepengi de olduğu gibi tahta kapağı vardır. İnsan dışkisı ve ıdrarı doğrudan binanın arkasında biriken hayvan gübresi üzerine düşer ona karışarak gübre olur.

        Babam, bababasından kalan eski evin malzemesini de kullanarak ben doğmadan, babam askere gitmeden önce böyle bir ev yapmıştı. Tamiri biraz uzun sürmüş. Ben 5 yaşında iken en son misafir odasının tamirini bitirdi ve askere gitti.

        Karaağaç köyünde oturan annemin kardeşi dayımın evi ise, yukarıda anlattığim standart ahşap köy evinin tam yarısı kadar bir evdı. Yani zemin katta, arkada bir ahır, Önde taş ocaklı bir oda. Üşt katta arkada bir tahıl anbarı, Önde taş ocaklı bir oda. Anbarın ve ödanın önunde de sadece bir balkon ve buraya çıkan bır merdivenden ibaretti. Sonradan ahırın yan duvarına ilave edilen "kom" denen koyun ahırı vardı. Bu tip koyun ahırlarına bütün binalarda raslanır.

        Babam askerden geldiğinde, isimleri Comart ve Firal olan iri yarı güçlü kuvvetli bir çift öküzümüz vardı. Dayımın çocukları olunca mevcut evleri yetmemiş, yeni ev yapmaya karar vermişti. O yıllarda ormandan ağaç kesmek zor olduğundan tomruktan ahır yapması mümkün değildi. Ahırı taştan yapmaya karar verdi. Fakat öküzleri küçük ve cılızdı. Onlarla taş taşıması mümkün değildi. Artık babamla ne konuştularsa, birde baktım dayımın cılız öküzleri bize gelmiş, bizim iriyarı öküzler ise dayıma gitmişti.

        Dayım bizim öküzleri kullanarak ertesi yaza kadar evini tamamladı. Yazın yaylalar çıkınca oda öküzleri yaylaya götürdü. Öküzler yaylada otlarken Firal öküz kaybolmuş. Dayım dağ bayır onu arar olmuş.  Dayımların köy ve yayla bizim köy ve yayladan at sırtıyla bir günlük yoldadır. Dayımların Bilbilan yaylası Ardanuç ve Ardahan sınırında olduğu halde, bizim Velat ve Arsiyan yaylası Sovyetler Birliği (bu gün Gürcistan) ve Posof sınırındadır.

       Velat Yaylası'ndaki evimizde otururken kapıdan Firal öküzün bağırma  sesini duyduk bende orada idim. Dışarı çıktık ki Firal öküz Bilbilan yaylasidan kalkmış Yalnizçam dağları devamı olan onlarca dağ ve yaylayı,  başına hiç bir şey gelmeden, hiçbir zaman o yollardan gitmediği halde, aşmişta gelmiş evini de bulmuş, sahibine geldiğini haber veriyor. Çıkıp öküzün böğazına sarılıp ağladım. Aynı duyguyu tekrar yaşadığımdan olacak bu yazının burasına gelince tekrar ağladım. Bu olağan dışı birşedi. Hayvan iç güdüsünü bilemem ama yıllarca dibinde otladığı Gençıyan tepesı bolgedeki en yüksek tepe olduğundan, bütün dağlardan gözükür. Firal öküz Bilbilan yaylasından bu tepeyi görerek yolunu bulmuştur diye düşünüyorum. Günlerce tek başına yürüdüğü bu uzun yolda. Birilerinin veya vahşı hayvanların eline geçmeden bunu nasıl başardığına bir anlam veremiyorum. Çünkü geçtiği bu yaylaların büyük bir kısmı ıssızdır ve tehlikelerle doludur.

         Bu iki öküzden Comart daha güçlüydü. Diyer öküzlerle güreş tutar. Hepsini yenerdi. Firal ise daha titiz, yaptığı işlerde oldukça hizlıydi. Diğer öküzlerle hiç güreş tuttuğunu görmedim. Demekki daha akıllıydi. Hani derler ya "Öküz gibi adam." Oysaki Firal, adam gibi öküzdü. Adına layık olarak tanımadığı yayladan firar etmiş doğup büyüdüğü yaylalara geri dönmüştü. İşte Velat aşkı budur.

          Arsiyan yaylası çıktığından bütün öküzler Arsiyan'da idi. Bir kaç gün Firal öküze Velat yaylası'nda bakıp otlattim. Hasret giderdikten sönra, götürüp Arsiyan'da diğer öküzlerin içerisine kattım. Dayım öküzün Velat'a geldiğini öğrenince geldi. Bir daha Firal'ı geri götürmeye cesaret edemedi. Bize verdiği kendi cılız öküzlerinden birini alıp gitti. Comardı da vemedi. Oda bizde, iki taykeş (farklı güçte) öküz kulklanmak mecburiyetinde kaldık. Comardı bir daha görmedim. Herhalde iyi parayla satmiştır.

Kütüklüğün Düzü-Velatın Bayırı: Velatın bayırının bu kısmının dibinde bir düzlük içerisinde antik çağdan kalma iki adet ağıl vardır. Etrafları taş duvarla çevrilmiştir. Taşlar düzlükteki çimenliğe gömülüdür. kazı yapılıp açığa çıkarılabilir. Bayır tarafında insan için yapılmış, ağıla bitişik barınak şeklide (koğ) bir yapı mevcuttur.
Bayır bu kısımda oldukça diktir. Bayırda otlayan, bu kısıma gelen hayvanlar dengelerini kaybedip yuvarlanarak (uçarak) düzlüğe düşerler. Ölmeden çoban yetişir keserse, etinden faydalanılır. Ölürse leşi orada kalır, kurt kuş yer. Ertesi gün leşin başında akbaba ve dev kartalları görürsünüz. Bu dağlarda oldukça iri kartallar yaşar, yuvalarını sarp kayaların en yüksek yerlerine yaparlar. Velat bayırının Arsıyan yaylasına bakan arka yüzü oldukça diktir ve sarptır. Bayırın bu yüzünde oldukça çok kartal yuvası gözleyebilirsiniz.
Kartal ve akbabalar hayvan leşini yedikten sonra ağırlaşır, hantallaşır, uçup buradan uzaklaşamazlar. Bazı muzip gençler leş üzerine tuz serperek bu işi kolaylaştırırlar. . Leşin etrafında günlerce dolaşır dururlar.
Değişik yıllarda bizimde birkaç inek bu dik yamaçtan yuvarlanıp düşmüştü. Bizde böylece ete kavuşmuş olurduk. Hemen kavurmaya çevirip kışlık gıdamızı temin ederdik. Tabii üzüntüsü cabası. Sevdiğimiz ineğimizden böyle acıklı bir şekilde ayrılmak oldukça zor gelirdi.
Bu düzlüğün alt tarafından Partalın çayırının yanından geçen dereye kadar bölgede büyük bir hayvan otlatma alanı vardır. Buraya "Kütüklüğün Düzü" denir. Zeminde oldukça çok kesilmiş ağaçların kütükleri mevcuttur. Bu bölgenin alt kenarından eskiden geçirilmiş bir kanalın izi vardır. Derenin yukarı havzasından başlar Cil Gölüne kadar gider. Cil Gölü yaylalara yakın, hayvanların su içebileceği yegane su havzasıdır. Otlatmadan gelen hayvanlar, buraya yönelerek su içer. Geçmişte kurak nedeniyle belki de göl kuruduğunda dereden göle kanal açılmıştır.Bizim zamanımızda gölün kuruduğuna rastlamadık. Diğer bir hayvanların sulandığı göl Hoçuvaranın Düzünde vardı. Öküzler bayırdan inince buradan su içerlerdi. Sellerin bayırdan getirdiği alivyolarla tamamen doldu kayboldu.

Velat yaylası ile Cinalın çayırları arasında, Arsiyan yolu üzerindeki göl: Çocukken Efruz ninemle kaybolan tek bir koyunu aramaya gitmiştik. Göl kenarında hayvanlarını otlatan bir kadına kaybolan koyunu sorduk. Bir süre göl kenarında oturduk. İlk defa o zaman gördüm.

Velat yaylası ile Cinalın çayırları arasında, Arsiyan yolu üzerindeki göl: Çocukken Efruz ninemle kaybolan tek bir koyunu aramaya gitmiştik. Göl kenarında hayvanlarını otlatan bir kadına kaybolan koyunu sorduk. Bir süre göl kenarında oturduk. İlk defa o zaman gördüm.
Murat Karal; Yalnız bir kişi değil o.Bir kitaptan okuduğum kadarıyla burda Oğuz Türkleri yatıyor.Bunlar muhtemelen bir savaşta şehit olmuş ya da ölmüş kimseler ki bu savaşta Cengelek Savaşı olsa gerek.Yani orda yatanların Oğuz Türkleri olduğunu okumuştum ve de onlardan övgüyle söz ediliyordu.Temiz yüzlü,iyi kalpli insanlar yatıyor diyerekten

Velat Yaylası; Evet bende çocukluğumda gördüğümde. Birkaç yer duvarla çevrilmişti. Şimdi ise duvarlar yıkılmış, birbirine karışmış durumda. Nineme nine burada bir kaç mezar var diye sorduğumda. Belkide bütün bir ailedir. Diye cevap verdi. Anlatmak istediğim. Yöre halkının burası ile ilgili bilinen bir bilgisi olmadığı. Tek bildikleri şey garip mezarlığı adıdır. zaten adından da bahsedildiği gibi tek bir kişiden bahsedilmiyor. Yalnız mezarın biri belirgin şekilde büyük tutulup. Göze batacak şekilde yüksek duvar şeklinde taşla çevrilmesidir.
4
Velatın bayırı Hağıllar

İki Velat bayırlarının birleştiği nokta

Çivili Kaya: Kayadibi ve Pınarlı Velatları sınırı

Begın Çayırı-Velat
Hoçuvaranın Düzü, Velatın Bayırı

Yaylalardan sonradan geçen karayolu-Velat

Begın Çayırı

Partalın Çayırı

Hoçuvaranın Düzünde Piknik

Velatın bayırı

Partalın Çayırının Kenarındaki dere, Çivili Kaya, Partalın çayırı-Velat:

Velat'ta inek otlatan çoban

Yaylaya çıkarken Sakat'ta mal otlatma.

Selahattin Karataş:
Mal tavari yaylalara vurduğ
Yari yolda tanalari yiturduğ,
Çok yorulup Sakat"ta bir oturduğ
Sani asla unudamam Arsiyan

Arsiyan'da atlar

Yayla evleri harabeleri-Coç-Hoçuvaranın düzü: Velat evleri yerleşm alanında iki tane Coç var. Birinci coç, genel yerleşim yerinin ortasında bulunur, yayla evleri bunun etrafına sıralanmıştır. İkinci coç Hoçuvara düzü ile içme suyu arasındadır. Su o kadar soğukturki içtiğinizde dişlerinizi sızlatır. Halen ilk koyulduğu gibi ağzına çakılmış öküz nali bulunan ağaç oluktan akmaktadır. Suyun çıktığı yerde bu soğukta karınca büyüklüğünde kurt dediğimiz canlılar yaşamaktadır. Yaylalar genelde bu iki coçun arasındaki sırta iki taraflı arkalarını coça çevirerek dizilmişlerdır. hayvan dışkıları bu çoçların kıyısına atılır. Birinci coçun orman tarafında da yayla evleri vardır. Bu hayvan dışkısıyla beslenen sulak alanlı coçlarda bin bir çiçek açar, yaylaya başka bir güzellik katar.
COÇ: Çimenlerle kaplı bataklık. İçerisinde çimlere basarak yürünebilır, fakat batma tehlikeside vardır. Genelde içine mandalar girip otlar ve serinlemek için yatar. Şimdi her tarafını ot kaplamış içerisinde su görülmüyor. Benim çocukluğumda açan binbir çiçekten eser yok.
Bir açıklama ekle
Yayla evleri harabeleri-Coç-Hoçuvaranın düzü: Velat evleri yerleşm alanında iki tane Coç var. Birinci coç, genel yerleşim yerinin ortasında bulunur, yayla evleri bunun etrafına sıralanmıştır. İkinci coç Hoçuvara düzü ile içme suyu arasındadır. Su o kadar soğukturki içtiğinizde dişlerinizi sızlatır. Halen ilk koyulduğu gibi ağzına çakılmış öküz nali bulunan ağaç oluktan akmaktadır. Suyun çıktığı yerde bu soğukta karınca büyüklüğünde kurt dediğimiz canlılar yaşamaktadır. Yaylalar genelde bu iki coçun arasındaki sırta iki taraflı arkalarını coça çevirerek dizilmişlerdır. hayvan dışkıları bu çoçların kıyısına atılır. Birinci coçun orman tarafında da yayla evleri vardır. Bu hayvan dışkısıyla beslenen sulak alanlı coçlarda bin bir çiçek açar, yaylaya başka bir güzellik katar.
COÇ: Çimenlerle kaplı bataklık. İçerisinde çimlere basarak yürünebilır, fakat batma tehlikeside vardır. Genelde içine mandalar girip otlar ve serinlemek için yatar. Şimdi her tarafını ot kaplamış içerisinde su görülmüyor. Benim çocukluğumda açan binbir çiçekten eser yok.

Bu fotoğraftakiler: Yayla evlerinin harabeleri, Oyanki Meşa, Hoçuvaranın Düzü Bayır tarafı, Hoçuvaranı kıyısında, içme suyunun önündekideki coç, Garip Mezarlığı'na gider -ı>

Geniş açıdan Velat: Velat evleri yerleşm alanında iki tane Coç var. Birinci coç, genel yerleşim yerinin ortasında bulunur, yayla evleri bunun etrafına sıralanmıştır. İkinci coç Hoçuvara düzü ile içme suyu arasındadır. Su o kadar soğukturki içtiğinizde dişlerinizi sızlatır. Halen ilk koyulduğu gibi ağzına çakılmış öküz nali bulunan ağaç oluktan akmaktadır. Suyun çıktığı yerde bu soğukta karınca büyüklüğünde kurt dediğimiz canlılar yaşamaktadır. Yaylalar genelde bu iki coçun arasındaki sırta iki taraflı arkalarını coça çevirerek dizilmişlerdır. hayvan dışkıları bu çoçların kıyısına atılır. Birinci coçun orman tarafında da yayla evleri vardır. Bu hayvan dışkısıyla beslenen sulak alanlı coçlarda bin bir çiçek açar, yaylaya başka bir güzellik katar.
COÇ: Çimenlerle kaplı bataklık. İçerisinde çimlere basarak yürünebilır, fakat batma tehlikeside vardır. Genelde içine mandalar girip otlar ve serinlemek için yatar. Şimdi her tarafını ot kaplamış içerisinde su görülmüyor. Benim çocukluğumda açan binbir çiçekten eser yok.
Bir açıklama ekle
Geniş açıdan Velat: Velat evleri yerleşm alanında iki tane Coç var. Birinci coç, genel yerleşim yerinin ortasında bulunur, yayla evleri bunun etrafına sıralanmıştır. İkinci coç Hoçuvara düzü ile içme suyu arasındadır. Su o kadar soğukturki içtiğinizde dişlerinizi sızlatır. Halen ilk koyulduğu gibi ağzına çakılmış öküz nali bulunan ağaç oluktan akmaktadır. Suyun çıktığı yerde bu soğukta karınca büyüklüğünde kurt dediğimiz canlılar yaşamaktadır. Yaylalar genelde bu iki coçun arasındaki sırta iki taraflı arkalarını coça çevirerek dizilmişlerdır. hayvan dışkıları bu çoçların kıyısına atılır. Birinci coçun orman tarafında da yayla evleri vardır. Bu hayvan dışkısıyla beslenen sulak alanlı coçlarda bin bir çiçek açar, yaylaya başka bir güzellik katar.
COÇ: Çimenlerle kaplı bataklık. İçerisinde çimlere basarak yürünebilır, fakat batma tehlikeside vardır. Genelde içine mandalar girip otlar ve serinlemek için yatar. Şimdi her tarafını ot kaplamış içerisinde su görülmüyor. Benim çocukluğumda açan binbir çiçekten eser yok.

Bu fotoğraftakiler: , 2. Begın sırtı, 1. Coç, Mal Hağılı, Yayla evlerinin bulunduğu sırt, 1. Begın Sırtı, Hoçuvaranın düzüne geçiş noktası, İçme Suyu kaynağı, Tibet'in çayırları, 2. Coç, Aşağı Meşe (orman), Hocuvaranın Düzü

Bu yazı toplam 4848 defa okundu.
 
Paylaş
gurise
muhtesem
Muhtesem bir yer kutuklugun duzu yazilmis gol zannettim ilk once degisik bir yer tanitmak lazim tatilde bodrum vs gidecegine hic sevmiyorum oralari buralara gelse gerci buralarda kalabalikta hic cekilmez ama cok guzel degisikmis gue
29 Ocak 2014 Çarşamba Saat 14:47
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar