16 Aralık 2017 Cumartesi Saat 01:01
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Birbirinizi sevmedikçe de, iman etmiş olmazsınız.
04 Aralık 2013 Çarşamba Saat 13:12
Hayatı paylaşarak yaşamayı öğrenmeliyiz, Sevincimizi paylaşırken mutluluğumuz büyümeli, Dertlerimizi paylaşarak zorluklar küçülmeli, hayat severek güzel, Vermenin güzelliğini unuttuk kavgadayız


Peygamberimiz (sav) buyurdu ki; "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız" [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi] 

İpi kopan tespihin taşlarına benzetiliyordu İslam dünyası önceden.
Şimdi o her tespih taşının da parçalanmaya yüz tuttuğundan söz ediliyor.
Büyük otellerin salonlarında diyanet yetkilileri, İslam'ın sevgi dini olduğundan söz ediyorlar. Ama yaşadığımız tablo hiç de öyle değil, hepsi kendisinin daha iyi Müslüman olduğunu iddia eden kişiler, birbirlerine kin besliyorlar. 

Sevgi toplumu nasıl kurulacak, işte cevabı;

Özellikle batı dünyasının son dönemlerde oluşturmaya çalıştığı 'Peygambersiz İslam' anlayışının sıkıntılarıdır bunlar. Hz. Peygamberin sevgi anlayışını örenebilseydik, bu gün yaşadığımız sıkıntıların yerinde kardeşlik hukukuna riayet eden Müslümanlarla örülü huzurlu bir toplumda yaşıyor olurduk. Evet, tekrar Hz. Peygamber'i hatırlayarak dertlerimize çözüm üretmemiz mümkün. Çünkü İslam, âşık olmayı emrediyor. Aşk'ın sözlük tarifine bakalım öncelikle; Vurgun, tutkulu, sevgili. Her an peygamberle birlikte yaşayan bir toplumda aşktan başka bir şey hüküm süremez.

Irkçığın çözümü de sadece İslam'dır

Sahabeden Ebu Zer (ra) bir gün, şaka yollu olarak, Bilal'e; "Ey kara kadının oğlu" diye hitap eder. Bilal (ra) o an bir şey söylemez ancak, Ebu Zer(ra)'ın bu sözü kalbini incitir, daha sonra durumu bir vesileyle Efendimiz (sav)'a söyler. Peygamberimiz (sav) kızarak, Ebu Zer (ra)'a, "Onu annesinin renginden dolayı mı ayıplıyorsun, demek ki sen de hala cahiliye ahlakı var" buyurur. Durum karşısında cahiliyeden olma korkusuna kapılan Ebu Zer (ra), gidip Bilal (ra)'ı bulur ve ayağının hemen yanına başını yere koyar ve şöyle der; "Ayağının altıyla yüzüme basmadıkça vallahi, kafamı yerden kaldırmayacağım"

Sıkıntılar ancak, sevgi toplumunun kurulmasıyla ortadan kalkar

Şuna inanıyoruz ki, Allah Resulü'nün, bir görevi de, bütün insanlık için 'yepyeni bir örnek toplum modeli' sunma göreviydi. O ideal olan bir toplum inşa etmekle görevlendirilmiş ve bu görevinde başarıya da ulaşmıştı. Sahabe toplumu, onlardan sonra gelecek tün insanlık için örnek ve ideal toplum olmuştu.

Peygamberimizin kurduğu bu örnek toplum; sevgi, şefkat ve rahmet toplumu idi. Bu toplumda cahiliyeden kalan, kin, nefret, haset, intikam, kan davası ve ırkçılık gibi birçok hastalık temizlenmiş ve dışarıda bırakılmış idi.

Peygamberimizin en sık yaptığı dua

Ebu Davud'da geçen bir hadise göre, Efendimiz (sav)'ın en sık yaptığı dualardan biri de; "Allah'ım... Kalplerimiz arasında sıcaklık ve ülfet meydana getir. Aramızdaki barışı temin eyle" duası idi.

Efendimiz (sav)'ın kurduğu İslam toplumu, Allah'a kulluk etmenin yanında Allah'ın kullarına sevgi, şefkat ve merhamet göstermeyi de emrederdi. Efendimiz (sav) Buyurdu ki; "Birbirilerini sevme, birbirlerine merhamet etme ve birbirlerine şefkat gösterme hususunda Müminler bir vücudun organları gibidir. Vücut organlarından biri rahatsızlık duysa diğer organlar, uykusuzlukta ve ateşli hastalıkta onun acısını paylaşırlar" [Buhari, Müslim]

Efendimizin bu hadisi, müminler arasında olması gereken, sevgi, merhamet ve yardımlaşmayı vurgulamasının yanı sıra, İslam toplumunun dayanışma ve işbirliği yapmasındaki mecburiyeti de göz önüne serer.

Sevgi karşılıklı mıdır?

Öncelikle bunu anlamak lazım; karşılıklı olan şey, alış-veriştir. Aşk, karşılıksızdır. Bir müminin diğer mümini sevmesi, karşılıksız yapılmalıdır. "Biz seviyoruz, ama onlar bize kin besliyorlar" demek doğru değildir. Bırakın onlar size kin ve nefret beslesinler, İslam'ın peygamberinin bize öğrettiği, sadece merhamettir. Sadece şefkattir. Sadece sevmektir.

Hoşgörü değil, şefkat!

Müminlere karşılıksız ve hesapsız sevgi beslemeyenlerin sonu, mümin olmayanları sevmeye varır. Buna dikkat etmek gerekir. Gerçek mümin, kim olursa ve ne yaparsa yapsın, kardeşlerini sevmekle yükümlüdür. Onlara yanlışlarını hatırlatmak da sevmenin bir çeşididir. Onlara öğüt vermek ve nasihat etmek de sevgi çeşididir.

Peygamberimiz, zalimlere sevgi göstermezdi

Gerçek mümin, kendisine yönelmese bile zalimlere karşı sert ve kararlı olmak zorundadır. İslam, bir kâfirin başka bir kâfire bile zulmetmesine izin vermez. Zalimin zulmü Müslümanlara dokunmasa bile Mümin kişi, ne olursa olsun zalime karşı olmak zorundadır. Bu inanış ecdadımızı, Hıristiyanların elinde zulüm gören Yahudileri kurtarmaya itmiştir. Müminin bulunduğu yer, Allah'ın kurallarının hüküm sürdüğü yerdir.

Allah'ın sevdiği kul nasıldır?

Müslümanlar olarak, en büyük arzumuz ve isteğimiz Allah'ın rızasını ve O'nun hoşnutluğunu kazanmaktır. Allah'ın sevdiği ve hoşnut olduğu kul nasıldır, bunu Ahmed bin Henbel'in Müsned'inde geçen bir Hadis-i Kutsi'den öğrenebiliyoruz.

Rabbimiz şöyle buyuruyor; "Benim sevgim şu kimselere vacip olmuştur;

1)      Allah için birbirlerini sevenler,

2)      Allah için bir araya gelip toplananlar,

3)      Allah için birbirlerini ziyaret edenler,

4)      Allah için birbirlerine cömertçe ikramda bulunanlar,

Sevgi toplumunu inşa edecek prensipler

Dünyada huzurun, ahirette de mutluluğun temel prensipleri işte bunlardır; Sevgi, beraberlik, ziyaretleşme ve hediyeleşme... Müminler tarih boyunca bu ilkelere bağlı kalarak yaşadıkları sürece dünyaya huzur getirdiler. İlim ve medeniyetin ışığı ve kaynağı oldular. İlk İslam toplumları ve devletlerinden bu yana bu hakikat hep böyle cereyan etti. Osmanlılar, bu hakikatlere bağlı kalarak yüzyıllarca Müslim - gayrı Müslim herkese, refah ve huzur getirdiler.

Ancak ne zaman, sevgi toplumunun bu ilkeleri terk edildi işte o zaman hem Müslümanlar için hem de bütün insanlık için kan, savaş ve gözyaşı başlamış oldu. Yeni bir dünyanın inşası için önümüzdeki temel esaslar bunlardır. Müslüman toplumlar arasındaki sevgi ve kardeşlik bağlarını yeniden kurmanın ilk yolu da, toplumun içindeki fertlerin kardeşliğini tesis etmek zorundayız.

Bu yazı toplam 2492 defa okundu.
 
Paylaş
gurise
guzel
Cok doyumcul bir yazim olmus kim yazmis kim yazmissa ellerine saglik ozellikle sevgili karsiliklimidir bolumu cok guzelmis gerci hep alintilar olmus ben cok begendim yasam rehberi gibi bir yazi olmus
11 Mart 2014 Salı Saat 14:58
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar