11 Aralık 2017 Pazartesi Saat 14:36
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Muhammet Çakıral'dan Eski Of Medreseleri Belgeseli
02 Mayıs 2013 Perşembe Saat 03:46
Geçmişte Of, Çaykara ve Köprübaşı’nda derin âlimler yetişti. Bugüne kadar Of’un derin hocaları hep kulaktan kulağa konuşuldu; zor şartlarda fedakârca gerçekleştirdikleri hizmetler anlatıldı.

Yapım Tarihi : 2012,  Süre : 00:52:00,  Formatı : Belgesel, Renkli, Türkçe

yönetmen : muhammet çakıral

yapımcı - muhammet çakıral

görüntü yönetmeni: oğuz çiçek

danışman: prof. dr. nasrullah hacımüftüoğlu

müzik: fatih pestil

prodüksiyon amiri: erdal eksert

yürütücü yapımcı: turhan yeşilçiçek

yapım : trabezunta film

1869 tarihli Trabzon Of salnamelerinde (eski of: Çaykara, Dernekpazarı, Hayrat, Köprübaşı, bu günkü beş köy ve Of) 350 irili ufaklı medrese olduğu ve bu okullarda 2400'e yakın öğrencinin eğitim aldığı belgelenmiştir. Bizler bu belgeden yola çıkarak "eski of medreseleri"nin izini sürdük.

Eski Of Medreseleri Belgeseli

Trabzon deyince öncelikle akla kültür, sanat, edebiyat ve futbol gelir. Trabzon deyince deniz, bir tabloyu andıran doğa ve emsalsiz yaylalar gözümüzün önünde canlanır. Oysa Trabzon’un sadece doğası değil, dinî ilimleri gelecek nesillere aktaran hocaları da meşhurdur. Zira bu şehrin birbirinden değerli ilmî şahsiyetleri de zihinlere kazınmıştır. Özellikle Of deyince akla medreseler ve o eğitim yuvalarında karşılıksız hizmet veren birbirinden kıymetli hocalar gelmektedir. Bu yörenin donanımlı hocaları büyük gayretler göstererek dine ve ilme hizmet etmişlerdir. Onun içindir ki Of deyince derin hocaların hatıra gelmesi boşuna değildir. Bu bereketli vadiden yayılan dinî ilimler, ülkemizin değişik yörelerinde yankı bulmuştur.


Geçmişte Of, Çaykara ve Köprübaşı’nda derin âlimler yetişti. Bugüne kadar Of’un derin hocaları hep kulaktan kulağa konuşuldu; zor şartlarda fedakârca gerçekleştirdikleri hizmetler anlatıldı. Cumhuriyet döneminde medreseler kapatıldıktan sonra bile medrese eğitimi bir şekilde el altından devam ettirildi. Hocalar, evlerinin bir bölümünü öğrencilerini yetiştirmek için medrese olarak kullandı. Buradan yetişen talebeler, birikimlerini ilahiyat fakültelerine taşıyarak paylaştılar. Fakat bunlar bugüne kadar bir belgesel film bütünlüğünde anlatılamadı. Oysa bu gelenek günümüzde devam ettirilemediği için kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Bölgesinin değerlerini yaşatmak isteyen Muhammet Çakıral bu işe de el attı.

Trabzonlu Yapımcı-Yönetmen Muhammet Çakıral, bugüne kadar gerçekleştirdiği birçok güzel çalışmaya “Eski Of Medreseleri” adlı belgesel filmi de ekledi. 23 Mart 2012 Cuma günü Trabzon Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde “Eski Of Medreseleri” adlı belgeselin gösterimi vardı. Gösterim öncesi belgeseli seyretmeye gelenlere bir kokteyl verildi. Belgesel filminin gösteriminden evvel filmin yönetmeni Muhammet Çakıral şunları söyledi:


“2009 yılında Karadeniz’deki göçlerle ilgili ‘Yılkı Atları’ adında bir belgesel çektim. Çaykara’nın Köknar Köyü’nde gerçekleştirdiğimiz çekimler sırasında birçok eve misafir olduk. Ve evlerde çok fazla kitap olduğunu, insanların kitap okuduğunu fark ettik. Kitapların eski ve çok değerli el yazması olduğunu gördük. Orada birçok evin Osmanlı döneminde medrese olduğunu öğrendik. Daha sonra ‘Yılkı Atları’ belgesel filminin kurgusunu yaparken aklıma medreseleri belgesel yapma fikri geldi. Araştırmaya ve medreselerin izini sürmeye başladım. İstanbul’daki arşivleri inceledim. Karşıma Türkçeye çevrilmiş Trabzon Salnameleri çıktı. O salnamelerde 1869 yılında Of’ta 350 medresenin olduğu yazıyordu.”

Çaykaralı Muhammet Çakıral’ın yönetmenliğini yaptığı “Eski Of Medreseleri” adlı belgesel geçmişe ayna tutuyor. Bu belgesel bize pek çok şey öğretiyor. Bilindiği gibi Of ve Çaykara’yı içine alan Solaklı Vadisi, Osmanlı döneminde adeta üniversiteler diyarıydı. O zamanlar her köyde bir değil, birkaç medrese mevcuttu. 1869 tarihli resmi belgelere göre, sadece Of’ta (1940’lı yıllara kadar Çaykara, 1980’lere kadar Dernekpazarı ilçeleri de Of’a bağlıydı) 350 medrese, 2.364 öğrenci bulunmaktaydı. Oflu müderris Hacı Hasan Efendi’nin son nefesine kadar dinî eğitim vermeye devam ettiğini ve daha birçok bilgiyi bu belgeselden öğreniyoruz. Geçmişinden habersiz kalmamaları için bu belgeseli özellikle gençlerin seyretmesini isterim. Zira gençlerin o büyük insanlardan alacakları pek çok ders vardır.

“Eski Of Medreseleri” belgeselini Muhammet Çakıral yönetti. Danışmanlığını Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu yaptı. Görüntü yönetmenliğini Oğuz Çiçek’in yaptığı belgeselde Erdal Eksert de yardımcı yönetmen olarak görev aldı. Bu belgeselde sadece Of’la yetinilmemesini, kapsamın geniş tutulmasını isterdik. Zira o zamanlar bu coğrafyaya dâhil olan Köprübaşı ve Beşköy medreselerinden hiç bahsedilmiyor. Oysa orada da çok önemli dinî eğitim kurumları vardı. Eksikleri olmasına rağmen bu belgeselin büyük bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz. Belgeselin hazırlanmasında emeği geçenleri yürekten kutluyor, benzer çalışmaların devamını diliyorum. Gün yüzüne çıkarılmamış nice değerlerimiz ve değerlilerimiz, vefalı insanları bekliyor.

M.Nihat Malkoç

30/03/2012

sayhadergi.com

Eski Of Medreseleri Belgeseli tanıtıldı

Trabzon Belediyesi'nin de desteklediği "Eski Of Medreseleri" belgesel film gösterimi Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Etkinliğe, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, milletvekilleri Safiye Seymenoğlu, Oktay Saral, Aydın Bıyıklıoğlu, Trabzon Valisi Recep Kızılcık, Akçaabat Belediye Başkanı Şefik Türkmen ve daha birçok davetli katıldı.

Eski Of Beldesi'nin (Bugünkü Çaykara, Dernekpazarı, Hayrat ve Köprübaşı) bir üniversite şehri olduğunu belirten Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, bu bölgede 350 irili ufaklı medresenin olduğunu ve bu okullarda 2364 öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi.

Gümrükçüoğlu,"Tevhid-i Tedrisat yasasına kadar gerçekten orada icazet alan âlimler tüm İslam Coğrafyası'nda geçerli olan üniversite mezunlarıydı. O âlimler tüm İslam Dünyası'nda bu hizmeti en ehliyetli biçimde verebiliyorlar" ifadelerini kullandı. Belgeselin 1 yıllık çalışmanın eseri olduğunu belirten Başkan Gümrükçüoğlu, belgeselin bir tabiat harikası olan o bölgeyi tanıtan bir eser olduğunu söyledi. Gümrükçüoğlu, konuşmasının sonunda emeği geçenlere teşekkür ederek, plaket takdim etti.

Etkinlik sonunda bir konuşma yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, tarihin unutulmaması gerektiğini belirterek "Böyle bir belgeseli bize sunan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Tarihimizin böyle gösterilerle unutulmaması bizleri son derece mutlu etmiştir. İlim deyince biz konuşamayız; ilim İslam'ın eseridir, ilahiyatın eseridir. Bizim o günkü medreseler üniversite öğretiminin verildiği yerlerdir. İlim yuvalarının tekrar hatırlatılması konusunda gayret gösteren herkese teşekkürlerimi sunuyorum" şeklinde konuştu.

turizmden.com

Ofli hocalari çok yanliş bilursunuz

Yapımcı-yönetmen Muhammet Çakıral, Eski Of Medreseleri adlı belgeselle bugün küfürbaz olarak tanınan Oflu hocaların tarihini anlattı. Aslında onlar alim, yaşadıkları Solaklı Vadisi ise Osmanlı döneminde bir üniversite şehriymiş.

Trabzon denince aklınıza ilk ne geliyor? Denizi, yeşilliği, futbolu ve esprili insanları... Oysa Trabzon’un sadece doğası ve komik insanları değil, dini ilimleri gelecek nesillere aktaran hocaları da meşhur. Pek çoğunuzun aklına Oflu hocaların geldiğini biliyoruz. Biz de zaten onlardan bahsediyoruz ama anlatacaklarımız bilinenden farklı. Zira Oflu hocalarla ilgili genel kanı onların nüktedanlığı, espri yaparken de ağzının bozuk olması. Onlarla ilgili kitaplar yazılıyor, internette videolar yayınlanıyor. Hocalar hakkında insanların çok yanlış bilgilere sahip olduğunu düşünen Trabzonlu yapımcı-yönetmen Muhammet Çakıral ise bu hocaların aslında bilinenden ne kadar farklı olduğunu anlatmak için kolları sıvadı. Çakıral, Eski Of Medreseleri adlı bir belgesel çekti. Belgesele göre Oflu hocalar son derece kültürlü, Of ve Çaykara’yı içine alan Solaklı Vadisi ise Osmanlı döneminde adeta üniversiteler kentiymiş. Kısa bir süre sonra TRT’de gösterilmeye başlanacak belgesel, 1800’lü yılların sonunda Trabzon ve çevresindeki dönemin üniversitesi olarak anılan medreseleri ve yöre halkına kattığı değerleri anlatıyor.

Sadece Of’ta 350 medrese vardı

Danışmanlığını Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu’nun yaptığı belgesel, Çakıral Karadeniz’de bir başka belgesel çekerken kendiliğinden ortaya çıkmış: “2009’da Yılkı

Atları adında bir belgesel hazırlarken Karadeniz’de köylere misafir olduk. Bu evlerde çok fazla kitap olduğunu fark ettik. Kitaplar, eski ve çok değerli el yazmalarıydı. Bölgedeki pek çok evin tarihinin 1400’lü yıllara dayanan medreseler olduğunu öğrendik. Aklıma medreseleri belgesel yapma fikri geldi. Çünkü Oflu hocalara karşı oluşan algı çok çirkindi. İstanbul’daki arşivleri inceledim. Karşıma Türkçeye çevrilmiş Trabzon Salnameleri çıktı. O salnamelerde 1869 yılında sadece Of’ta 350 medrese ve 2 bin 364 öğrenci olduğu yazıyordu. Rize ve Trabzon’da bile birkaç medrese varmış. Of bölgesinin o yıllarda en fazla eğitim kurumu olan bölge olduğu ortaya çıkıyor.”

Medrese olan evlerde o yıllarda 60-70 öğrencinin eğitim aldığını belirten Çakıral, değişik kaynaklarda Trabzon’un Osmanlı tarafından fethinden önce de bölgede medreseler bulunduğunu yazdığını anlatıyor: “Müslümanlaşmadan önce de bölgede çok iyi papaz okulları varmış. Medreseler ise 1400’lü yıllarda yaygınlaşmış ve bu 1924’teki Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na kadar sürmüş. Kanundan sonra yasaklanınca bile evlerde gizlice medrese eğitimi devam etmiş. Dönemin Of medreselerinden mezun olanlar ihtisaslarını İstanbul’daki Fatih ve Süleymaniye Darülfünun’larında sürdürmüş. Buralardan müderris olanlar tekrar Of bölgesine dönmüş. 55 kilometrelik Of vadisinin, bir nevi dönemin üniversiteler şehri olduğu ortada. Bu durum imam hatip okullarının yaygınlaşmasına kadar devam etmiş.”

Atatürk sadece orada izin vermiş

Çakıral, Cumhuriyet döneminde Harf İnkılabı’ndan sonra yöre halkının birden cahil durumuna düştüğü görüşünde. Çakıral, halkın Cumhuriyet’e karşı çıkmadığını sadece kırgın olduğunu anlatıyor: “Cahil bırakıldıkları için çok üzülmüşler. Düşünsenize bu kadar gönül verdikleri bir mesele birden yok sayılıyor. Ancak yasaklandıktan sonra bile ev medreseleri eğitime gizlice devam etti. Bu duruma dayanamayan Mehmet Kurtlu Aşık Hoca 1930 yılında Ankara’ya gidiyor. Medreselerin devamı hakkında Atatürk’ten izin istiyor. Atatürk de sadece Of’taki medreseleri kapsayan izni çıkartıyor. Çünkü bu geleneğin çok önemli olduğunu düşünüyor. Belgesel için sekiz aile ile görüştüm. Ellerindeki kitaplara bakıp bakıp okuyamadıkları için ağlıyorlardı.”

Hukukun temelleri atıldı

ESKİ Of Medreseleri belgeseline danışmanlık yapan Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu da Of’taki medrese geleneğinden gelen bir isim. Of medreselerinin o dönemde fakülte yerine geçtiğini söyleyen Hacımüftüoğlu “Çünkü 15-20 yıl fiili eğitim ve öğretimin yapılan kurumlardı. Mükemmel bir ilahiyat eğitimi vermişlerdir. Zamanında medreselerden aldığınız icazet diploma niyetine geçerdi, o kadar önemli kurumlardı. Medreseler sayesinde en adil hukukun başladığı yeri Of olarak gösterebiliriz. Buradaki eğitim toplumsal bir mirastır. Medreseleri tarihimizin temel kurumları olarak görüyorum” diyor.

Pek çok alim yetişti

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görev yapan Prof. Dr. Yunus Vehbi Yavuz ise Of’u önemli bir ilim merkezi olarak adlandırıyor: “Anadolu’ya İslam girdiği andan itibaren medreseler de Anadolu’ya yerleşti. Gerek Selçuklular gerekse Osmanlılar İslam’a büyük önem verdi. İlim İstanbul’dan Anadolu’ya yayıldı, Of’ta en parlak günlerini gördü. Pek çok alim yetişti. Benim büyüklerim de o medreselerde eğitim gördü.” 

Fatma Karaman

fatmak@stargazete.com

1 Nisan 2012

'Eski Of Medreseleri' Belgesel Filminin Galası Yapıldı

Trabzon Of İlçesi’nin tarihi değerlerini oluşturan medreselerinin unutulmaması için yönetmen Muhammet Çakıral tarafından yapılan belgesel filminin galası Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.


‘Eski Of Medreseleri’ adlı belgesel filminin galasına Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Trabzon Valisi Dr. Recep Kızılcık, Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, AK Parti Trabzon Milletvekilleri Safiye Seymenoğlu ve Aydın Bıyıklıoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral, KTÜ Rektörü Prof Dr. İbrahim Özen, ilçe belediye başkanları, kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.


Galada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, tarihin unutulmaması gerektiğini belirterek "Böyle bir belgeseli bize sunan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Tarihimizin böyle gösterilerle unutulmaması bizleri son derece mutlu etmiştir. İlim değince biz konuşamayız; ilim İslam'ın eseridir, ilahiyatın eseridir. Bizim o günkü medreseler üniversite öğretiminin verildiği yerlerdir. İlim yuvalarının tekrar hatırlatılması konusunda gayret gösteren herkese teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.

Bakan Bayraktar konuşmalarının ardından belgesel filmde emeği geçen isimlere plaket verdi.

trabzon.gov.tr

24.03.2012

Markalaşma yolunda sanatın güçlü desteği

Trabzonlu Yapımcı-Yönetmen Muhammet Çakıral, Trabzon’un tarihi ve kültürel mirasını belgelemeye devam ediyor. Çakıral, son olarak Of ve Çaykara bölgesinde bulunan ve Osmanlı döneminde eğitim veren medreselerin belgesel filmini çekti.

Çakıral, “Trabzon’a ait her türlü tarihi, kültürel ya da folklorik ne varsa çekmeye hazırız. Bunlar Trabzon’un markalaşmasına destek verecek nitelikte değerlerdir” dedi. Çakıral ile ‘Eski Of Medreseleri’ belgesel filmi ve yeni projeleri hakkında konuştuk. 

KİTAPLAR VE İNSANLAR

Medreseleri konu alan bu belgesel fikri nereden doğdu?

2009 yılında Karadeniz’deki göçlerle ilgili ‘Yılkı Atları’ adında bir belgesel çektim. Çaykara’nın Köknar Köyü’nde gerçekleştirdiğimiz çekimler sırasında birçok eve misafir olduk. Ve evlerde çok fazla kitap olduğunu, insanların kitap okuduğunu fark ettik. Kitapların eski ve çok değerli el yazması olduğunu gördük. Orada birçok evin Osmanlı döneminde Medrese olduğunu öğrendik. Daha sonra ‘Yılkı Atları’ belgesel filminin kurgusunu yaparken aklıma medreseleri belgesel yapma fikri geldi. Araştırmaya ve medreselerin izini sürmeye başladım. İstanbul’daki arşivleri inceledim. Karşıma Türkçeye çevrilmiş Trabzon salnameleri çıktı. O salnamelerde 1869 yılında Of’ta 350 medresenin olduğu yazıyordu. 

SALNAMELER YOL GÖSTERDİ

Bu çok büyük bir rakam… Sadece Of mu yoksa diğer ilçeler de var mı?

Evet, gerçekten çok büyük ve şaşırtıcı bir sayı... Düşünebiliyor musunuz? Sahilden 5 kilometre içerde bir vadi alanında 350 medrese varmış. Bu eski Of dediğimiz, Çaykara, Dernekpazarı, Hayrat bölgesini kapsıyor. O dönemlerde Ordu, Giresun ve Rize’nin Trabzon’un ilçeleri olduğunu görüyoruz. Bu medreselerden Rize’de 2, Trabzon’da 9, Vakfıkebir’de 2 tane var. Bu medreselerde kayıtlı olarak 2 bin 347 öğrenci ve bunların başında da Müderrisler (Profesör) bulunuyordu. Eski Of vadisi bir üniversite vadisiydi. Bu medreselerden mezun olanlar daha sonra İstanbul Fatih ve Süleymaniye medreselerinde doktora ve mastır yapmışlar. Hatta Cumhuriyet sonrası da bunlara üniversitelerden denklik diploması verilmiş. Bu bilgileri Trabzon salnamelerinden alıyoruz. Hedefimize ulaşıp araştırmalarımızı tamamladıktan sonra elimizdeki verilerden çok güzel ve doyurucu bir belgesel çıkacağına karar verdik.

HATA KALDIRMAZ

Medreseler, çok iddialı ve hassas bir konu… Tam doğru bilgilere ulaşmak çok önemli diye düşünüyorum…

Evet, çok iddialı ve hassas bir konu, yanlışa ve hataya düşmemek lazım, dolayısıyla bir danışmana ihtiyaç duyduk. Bu işi en iyi bilen kişinin Erzurum Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Nasrullah Hacımüftüoğlu (Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu’nun ağabeyi) olduğunu öğrendik. Kendisine ulaştık, projeyi anlattık, bizimle seve seve çalışacağını söyledi.

ATATÜRK’TEN İZİN

Çekimler ne kadar sürdü, 350 medreseden kaç tanesi ayakta kaldı?

Film ekibimiz; görüntü yönetmeni Oğuz Çiçek, prodüksiyon amiri ve yönetmen yardımcısı Erdal Eksert, fotoğrafçı Murat Sarı ile ev ev dolaşarak belgesel çekimlerine başladık. Çekimler 20 gün sürdü. Medreseler konusunda uzman kişilerle, Bölgedeki halkla röportajlar yaptık. Çekimler sırasında gördük ki; bu 350 medreseden bina olarak 5-6 tanesi ayakta kalabildi. Bunu yanında çok enteresan bir şeyi de öğrendik, 1930’lu yıllarda Of’un Uğurlu köyünde yaşayan Mehmet Kutlu Aşık Hoca, Ankara’ya gidip Atatürk’ten sözlü ve yazılı izin alarak, Uğurlu köyünde bir medresenin, hoca yetiştirmek üzere kuran kursu olarak devam etmesini sağlamış. Bu olay tarihe düşülmüş çok önemli bir nottur.

KİTABİ HAMDİ EFENDİ

Trabzon’la ilgili başka projeleriniz var mı?

Trabzon’a ait her türlü tarihi, kültürel ya da folklorik ne varsa çekmeye hazırız. Bunlar Trabzon’un markalaşmasına destek verecek nitelikte değerlerdir. Yakında yine Trabzon’da Cumhuriyet öncesi eğitim veren kolejlerin konu edildiği bir belgesel çalışmasına başlayacağız. Trabzon’da İtalyanca, Rumca, Farsca, Arapça, İngilizce eğitim veren kolejler vardı. Biz bunları panoramik olarak resimler üzerinden anlatacağız. Trabzon’da Kitabi Hamdi Efendi (Başman) vardı. Bu kişi Trabzon’un ilk kitapçısıdır. O dönemin de fotoğrafçısıdır. Çektiği fotoğrafları İsviçre’ye gönderirmiş, orada basılan fotoğraflar 3 ayda Trabzon’a gelirmiş. Müthiş bir arşiv bırakmış torunlarına. İstanbul’da yaşayan torunları bu arşivi kullanmamıza izin verdi. Dedelerinin belgeselinin çekilmesini de istiyorlar. Trabzon’da dedelerinin kitapçı dükkanının bulunduğu yere de basın müzesi kurulması talepleri var. İnşallah bütün bunlar gerçekleşir de Trabzon’un tarihi derinliklerinde kalan bütün kültürel varlıkları bir müze haline getirilir. Eski Of medreseleri belgeselini çekerken bir amacım da o bölgede bir Of medreseleri müzesinin açılmasını sağlamaktı. Medreselerden kalan kitaplar o müzede sergilenmelidir. Uzungöl doğa turizminin yanında böyle bir müzenin de bölgeye çok katkı sağlayacağına inanıyorum. Eski Of medreselerinin konu edildiği belgeselde, sadece medreseler ve hocaları değil, bölgenin kültürünü, mimarisini, doğasını göreceksiniz. Zaten belgeselde Cumhuriyet öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönem işlenmiş. Belgesel, 23 Mart Cuma günü saat:18.00’da Trabzon Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezinde gösterime sunulacak.

BELGESELİN ÖYKÜSÜ

Eski Of Medreseleri, tarihin imbiğinden süzülüp gelen medreselerin en çarpıcı örneklerinden biridir. Bu özelliği hem nicelik bakımından önemlidir, hem de yetiştirmiş olduğu önemli din ve bilim adamlarıyla dikkat çekicidir.

1869 tarihli Osmanlı Trabzon salnamesindeki kayıtlara göre Trabzon’da 9 medrese bulunurken Eski Of’ta (Çaykara, Dernekpazarı, Hayrat, Köprübaşı Beşköy, Of) bu sayı 350 civarındaydı. Kuşkusuz bu önemli bir rakamdı. Bu günkü üniversite düzeyinde eğitim veren kimi Of medreseleri önemli din adamlarının yanında Cumhuriyet ile birlikte bu medreselerde eğitim almış çok sayıda akademisyen ve bilim-ilim adamları yetişerek ülkenin her alanında, her kademesinde hizmet vereceklerdi…

Eski Of Medreseleri belgeselini Muhammet Çakıral yönetti. Danışmanlığını Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu yaptı. Görüntü yönetmenliğini Oğuz Çiçek’in yaptığı belgeselde Erdal Eksert de yardımcı yönetmen olarak görev aldı.

kuzeyekspres.com.tr

21 Mart 2012

Röportaj: Fatma YAVUZ

Of Medreseleri Belgeseli ve Muhammet Çakıral

Medreseler, Osmanlı dönemindeki eğitim sisteminin temel taşlarıydı.

Medreseler; yoğunluklu olarak, din eğitimi vermekle beraber, Astroloji, Mantık ve Felsefe dersleri de vererek, toplumun düşünce alanını genişletmeye çalışıyordu.

Özellikle, Batı ülkelerinde, pozitif bilimlerin uygulanması sonucunda, bilim ve teknikte yaşanan gelişmeler, çöküş dönemini yaşayan Osmanlı Devleti’nin eğitim sistemini tartışmalı hale getirmiştir.

Özellikle, Fransız ve Alman kültüründen etkilenmiş “aydın” çevreler, Osmanlı’nın çöküş nedenini, İslam inancına bağlıyor, kurtuluşu, din eğitimine son vermekte görüyorlardı.

Cumhuriyet’in ilanı sonrasındaki yıllarda, eğitimin birleştirilmesi adı altında, sübyan okulları ve medreseler yasaklanmıştı. Dil devrimiyle beraber, bir anda, Türkçe’ nin resmi dil oluşuyla beraber, Osmanlıca ve Arapça bilen halk, yeni hayatın dışında kalarak, siteme yabancılaştılar.

Bu yabancılaşma; inanç sahiplerini sessiz de olsa, din eğitimini zor koşullar altında sürdürmeye yöneltti. Bu süreçte, devlet eliyle, güdümlü din eğitimi verilerek, inanç sahipleri, etkisiz kılınmaya çalışılmış olsa da başarılı olamadılar.

Zira inanç kavramı; insanlara dışarıdan dayatılan bir şey olmayıp, dışarıdan baskılarla, yok edilemezdi.

Batıdaki laiklik anlayışı, inançlarının ve kurumlarının kendilerini koruma çabalarını güvence altına alarak, pozitif bilimlere önem verirken, ülkemizde “batılılaşma” adı altında yönetilen eğitim sistemi, inançları rejimle uyumlu hale getirmeyi amaçladı.

Ruhu yok sayılarak, maddenin hizmetine sunulan toplumun, eskiyle olan bağları koparılarak, binlerce yıllık tarihsel, kültürel birikim, yok edildi.

Modernizm, batıcılık anlamında algılanarak, Türkiye toplumuna dayatılınca, emperyalizmin tüketim toplumuna ulaşıldı. İnançlısı, inançsızı bu çarkın dişlileri olarak, emeğiyle beraber, ruhunu da emperyalizmin hizmetine sunarak “uygar dünya” içerisindeki rolünü oynamaya başladı.

Bu koşullar altında, Muhammet Çakıral arkadaşımız, kangren olmuş bir yaraya dokunarak, en azından ruhların teslim edilmesi sürecinde, medreseler gerçeğini gün yüzüne çıkararak, toplumla buluşturdu. Geçtiğimiz Cuma günü akşamı, Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Gala da “Of Medreseleri Belgeseli” ni hayranlıkla izlememizi sağladı. Sayın Muhammet Çakıral, belgesel gösteriminin sonunda yaptığı konuşmada önemliydi. Çakıral “ Bu topraklara ait kültür varlıklarının tamamının korunması ve bütün kültürlere eşit mesafedeyiz” deyimi önemli bir mesajdı.

Değişik siyasi çevreler, bu belgeselde kendilerine özel çıkarımlar yapabilir.

Bana göre, bu belgesel, iki önemli mesaj vermektedir. Birincisi, ruhları yok sayarak yeni bir dünya kurulamayacağı gerçeğidir. İkincisi ise, ruhların devlet hizmetine sunulmasının “egemenlerin egemenliklerini sürdürmelerine” hizmet edeceğidir.

Belgeselde, izlediğimiz, derelerin akışı ve o yöreye verdiği hayata sahip çıkmak, anlayanlar için, ruhların teslim edilmemesi gibi bir şeydir.

Belgeselde emeği geçenlere ve destek verenlere teşekkürler…

Gültekin Yücesan

bilgi@gunebakis.com.tr

27 Mart 2012

gunebakis.com.tr

Oflu Hoca gerçekmiş!

Oflu Hoca, sadece efsanevi bir karakterden ibaret değilmiş. Eski Of Medreseleri adlı belgesel, Of ve Çaykara'yı içine alan Solaklı Vadisi'nin Osmanlı döneminde üniversiteler kenti olduğunu anlatıyor

Oflu Hoca kavramı efsane değilmiş. Meğer Of ve Çaykara'yı içine alan Solaklı Vadisi, Osmanlı döneminde adeta üniversiteler kentiymiş. Çaykaralı yönetmen Muhammet Çakıral hazırladığı belgeselle bunu anlatıyor. 1869 tarihli resmi belgelere göre, sadece Of'ta (1940'lı yıllara kadar Çaykara, 1980'lere kadar Dernekpazarı ilçeleri de Of'a bağlıydı) 350 medrese ve 2 bin 364 öğrenci varmış. Daha önce çektiği Yılkı Atları belgeseli vesilesiyle bölge insanlarının geceleri ne yaptığını merak eden Çakıral, kitap okuduklarını öğrenince merakını yenememiş. B ö l g e insanının her biri yüzyıll a r ı aşan el yazması kitaplar okuduğunu öğrenince de, tarihi 1400'lü yıllara dayanan ev medreselerin izine ulaşmış. Her medrese evde, o yıllarda 60-70 öğrencinin eğitim aldığını anlatan Çakıral, bu yüzden pek çok evde yüzlerce yıllık kitapların olduğunu söylüyor. Belgeselden önce ciddi bir arşiv çalışması yaptıklarını söyleyen Çakıral 1869 Osmanlı Trabzon Salnameleri'nde 350 tane medresede 2347 öğrencinin eğitim gördüklerini tespit ettiklerini belirtiyor. O dönemde Rize ve Trabzon'da bile birkaç medresenin olduğuna dikkat çeken Çakıral, Of bölgesinin o yıllarda en fazla eğitim kurumu olan bölge olduğuna dikkat çekiyor.

ÜNİVERSİTELER VADİSİ

Değişik kaynakların Trabzon'un Osmanlı tarafından fethinden önce de bölgede medreseler olduğuna işaret ettiğini söyleyen Muhammet Çakıral, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Müslümanlaşmadan önce de bölgede çok iyi papaz okulları varmış. Medreseler ise 1400'lü yıllarda yaygınlaşıyor ve 1924'teki Tevhidi Tedrisat Kanunu'na kadar sürüyor. Ama Oflular buna rağmen evlerinde gizlice medrese eğitimini sürdürmüşler. Ta ki imam hatip okullarının yaygınlaşmasına kadar." Dönemin Of medreselerinden mezun olanların ihtisaslarını İstanbul'daki Fatih ve Süleymaniye Darülfünunlarında sürdürdüklerini anlatan Çakıral, buralarda müderris olanların tekrar Of bölgesine döndüklerini anlatıyor. Mübadele sonrası pek çok alimin de bölgeye geldiğini anımsatan Çakıral, 55 kilometrelik Of vadisinin, bir nevi dönemin üniversiteler şehri olduğunu vurguluyor. Cumhuriyet sonrasında bölgede eğitim düzeyinin çok yüksek olmasının nedeninin de medrese kültürü olduğunu öne süren Çakıral şunları anlatıyor: "Of ve Çaykara müderrislerinin dağ köylerindeki ahşap evlerinde paha biçilemez hazineler yatıyor. Devlet ve kamuoyu henüz bu el yazmalarının farkında değil ama hırsızlar 200-300 yıllık kitapların peşine çoktan düşmüş. Birçok medreseyi kolaçan etmişler. Yöre halkı, bir zamanlar jandarmadan köşe bucak kaçırarak kurtardıkları kitapları şimdi hırsızlara kaptırmama derdinde." Çakıral'a göre Of veya Çaykara'ya bir eğitim müzesi kurulması şart. Kendisi müze için de uğraş veriyor. Oflu işadamlarının, bürokratların kapısını çalıyor. Ancak böylelikle, kitapların ve müderrislerin şahsi eşyalarının korunma altına alınacağını düşünüyor. Çakıral, "Müderrisler, kitaplara döneminin önemli olaylarına dair notlar düşmüş. Bu kitaplar ilahiyatçılar kadar tarihçileri ve edebiyatçıları da ilgilendiriyor" diyor.

Müjgan HALİS

10.03.2012

sabah.com.tr

Eski Of Medreseleri (Belgesel film)

1869 Osmanlı Of Salnamelerinde, eski Of'ta 350 medrese ve 2364 öğrencinin eğitim aldığı kaydedilmiştir.

Bugün sahip olduğumuz tarihi ve kültürel zenginliklerimizin bizlere kattığı artı değerlerin farkındayız. Ortak görüş, toplumsal hafızayı güçlü tutmanın en etkin yolunun eğitimden geçtiği konusunda herkes hemfikirdir. Kanımca, eğitim tek başına yeterli bir organizasyon olmadığıdır. Onun algısal dinamizmini harekete geçirecek başkaca materyaller gerekliliğine inananlardanım. Bunların bazıları belgesel filmler, resimler, müzeler, kitaplar ve diğer görsel çalışmalar bu açıdan en etkin çalışmaların yalnızca bazılarıdır. Dolayısıyla konumuzun temel öznesi eğitim ve medreseleri değerlendirirken ona ait enstrümanları koruyup sahip çıkmak, bireysel sorumlulukları da aynı paralellikte- temel ödevleri- hatırlatmak olacaktır.

Karadeniz’in doğal ve kültürel zenginlikleri kadar, insan yapısı, zekâsı da bu bağlamda önemli bir farklılık olarak bu çalışma esnasında derinlemesine işleniyor. Bunun yalnızca doğal koşullarla sınırlı olamadığı tarihsel kültürün içselleştirilmesi ve kültürde olan devamlılıkla mümkün olduğunu görüyoruz.


Yaptığımız çalışma sonucunda eski Of medreseleri, 1869 Osmanlı Trabzon Salnamelerinde kayıt altına alınan 350 irili ufaklı medreselerden ibaret olduğunu öğreniyoruz. Bunu merkez Trabzon ili ile karşılaştırdığımızda bu sayının, yalnızca 9 adet Medrese ile sınırlı olması konunun önemini daha da anlaşılır kılıyor.

Bizim amacımız bu kültürün taşıdığı izleri sürmek, belgesele etkin kamuoyu oluşturarak Medreselere, müderrislere ait kitap araç ve gereçleri koruma altına almak ve geleceğe taşımaktır.

Sonuç olarak projeden beklentimiz, hem bu değerleri koruma altına almak, hem de kültürel mirasımızı taçlandırma adına, bölgede bir müzenin açılmasına yardımcı olmaktır.


YAPIM: TRABEZUNTA FİLM YAPIM

YAPIMCI: Muhammet ÇAKIRAL

YÖNETMEN: Muhammet ÇAKIRAL

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: Oğuz ÇİÇEK

YARDIMCI YÖNETMEN: Erdal EKSERT

MÜZİK : Fatih PESTİL

PROJE DANIŞMANI: PROF.DR. NASRULLAH HACİMÜFTÜOĞLU

SÜRE: 52 Dakika

22 Mart 2012

trabzonnethaber.net


Bu yazı toplam 1955 defa okundu.
 
Paylaş
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar