26 Mart 2017 Pazar Saat 19:37
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yediğimize içtiğimize dikkat etmiyoruz
10 Ocak 2013 Perşembe Saat 05:11
Birçok gıda ürünü bozulmayı önlemek için koruyucu katkı maddesi (Zehir) içermektedir. Bunlar gerektiği gibi yıkanması gerekir, Gıdarla birlikte ZEHİR yiyoruz neden düşünmüyoruz?

Başta bakliyat, kuruyemişler, kuru meyveler, yaş meyve ve sebzeler haşere ve kurtlanmaya karşı zehirli katkılarla korunuyorlar. 

Birçok "sanayi gıda" ürünü raf ömrünü uzatmak için "Anti Bakteriyel" denilen (Zehirler) kullanılmaktadır.

Bu katkı maddeleri oranı ne kadar az olsa da, mikrop öldürme kabiliyetine sahip oldukları inkar edilemez. Damarlarımızda dolaşan Alyuvar, Akyuvar, trabositler, Hücrelerimiz, Amino asitlerimiz ve daha nice minik canlılar sağlığımızın devamını sağlamaktadır. Vücudumuzdaki bu minik canlılarımız, sanayi ürünlerine katılan sentetik koruyucular, Tat, Koku, Renk ajanları nedeniyle ölmektedirler.

Kansızlık günümüzün en yaygın hastalığı, Sebebi gıdalarla birlikte aldığımız zehirler, Başta eksoz gazları olmak üzere çevre kirliliği nedeniyle soluduğumuz kirli hava, Tarim ilaçlarının etkileri.

Birçok tarım ilacı sentetiktir, Sentetik ürünler doğası gereği bozulmaz kolay kolay deforme olmazlar, Çürümezler.

Tabiaatta varlıklarını yüzlerce hatta binlerce yıl korumaktadırlar.

İnsanların aşırı kâr hırsı, Başta petrol ürünlerinin kimyasal işlenmesi sonucu elde edilen bu ürünleri hayatımızın her karesinde kullanıyoruz, Kumaş, Plastik ürünler, çeşitli zehirler (Sinek-Fare-Haşere), Tarım ilaçları ile zehirleniyoruz. 

pahalı tedbirler almak istemeyen üreticilerimize ilgili devlet denetleme kurumlarımız müdahale edemiyor. 

Ve ağır, ağır sessizce lakin acı bir şekilde hasta oluyoruz ölüyoruz sakat kalıyoruz, Dünyamız cehenem oluyor.

NİÇİN? Birileri biraz daha fazla kâr edebilsin diye.

GDO denilen genetiği değiştirilmiş ürünlerinde biyolojimizi, hücre yapımızı bozduğu kansere sebep olduğu açıkça yazılıp çizilmekteyken tedbir alınmadığını görüyoruz.

Savunma şöyle: İnsanları doyurmak için bunlara ihtiyacımız var, Başta Kısırlığa sebep olan "EBTER" gıdalar gelişmiş ülkeler tarafından 3. dünya ülkelerine dayatılıyor, Nedeni? Nüfus oranlarının kontrol altına alınması.....!!!

Evet batılılar fakir ülkelerde nüfus oranın çok hızlı arttığını, bu nüfus artışının dünya barışını tehdit ettiğini, dünyanın imkanlarını tükettiğini idda ederek açıkça soykırım ürünlerini bizim gibi ülkelere dayatıyorlar.

Bunlar bilmiyorlar ki Allah yarattığı her canlının rızkını doğmadan yaratmaktadır, Sorun rızk değil, Allahın yarattığı rızkın taksimatında yapılan israftır.

Abdullah Gözaydın  fatihten@gmail.com 

Basından alıntılar:

Kanserojen Maddeler

Kanserojen maddeler içerisinde sigara dumanı, böcek ilaçları, asbest, ağır metaller (kurşun, cıva, kadmiyum), benzen ve nitrozaminler gibi maddeler bulunmaktadır. Bazı endüstri alanlarında çalışan işçilerde normal nüfusta görülmesi beklenmeyen kanser tiplerine rastlanmaktadır.

Örneğin, mezotelyoma çok nadir görülen bir kanserdir ve sıklıkla asbest elyafa maruz kalan insanlarda görülür.

Polivinil klorür (PVC) boruların ve diğer malzemelerin başlangıç maddesi olan Vinil klorür, ender rastlanan bir çeşit karaciğer kanserine neden olmaktadır. 


Geçerli olan iş ve güvenlik düzenlemelerine göre, artık bu tip kanser tiplerine nadiren rastlanmaktadır. Endüstriyel kimyasalların neden olduğu kanserlerin toplam sayısı tütün ve diyetin neden olduğu kanserlerle karşılaştırıldığında çok azdır. 

Günlük hayatta tükettiğimiz sözü edilen besinler, maruz kaldığımız kimyasal madde ve çevresel etkenlerin, miktara ve süreye bağlı olarak kanserojen etki gösterdiği unutulmamalıdır.

Bebek mamalarında kanserojen madde melamin

Çapar Kanat

2010 yılında Çiğ Süt Üreticileri Tüketicileri Grubu’nun süt tozunun 1 kilogramında 2 miligram melamin olduğu duyurusu ulusal medyada geniş bir şekilde yer almıştı. Bu bilgi haberinin ardından Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı herhangi bir açıklama yapmamış ise de Ankara Üniversitesinin süt teknologu olan bir öğretim üyesi verdiği demeçte yerli süt tozunda melamin bulunmadığını söylemişti.

Çiğ Süt Üreticileri Tüketicileri Grubunun 2010 Ekim ayında yayınlanan basın bildirisi şöyle idi:

“Yediğiniz yoğurt, içtiğiniz süt, çocuğunuza aldığınız kurabiye ve hatta çikolatada bizim ürettiğimiz çiğ süt değil, Çin’den veya AB den ithal ve içeriğinde melamin olduğunu bildiğimiz süt tozu olacak. Ayrıca AB’ye uyum sürecinde ülkemiz de EFSA adlı gıda kuruluşunun standartlarını benimsedi ve EFSA süt tozunun 1 kilogramında 2 Miligram melamin olmasına müsaade etmekte!

AB’nin gıda tüzüğü düzenleme kuruluşu EFSA’nın benimsediği her düzenlemeyi Tarım Bakanlığı’mıza bağlı Ulusal Gıda Kodeks Komisyonu da benimsemekte olduğundan AB de  süt tozu üretiminde beher kiloda 2 miligram melamin “kabul edilebilir değer” olarak görülmektedir.  Tüketicilere soran yok!

MELAMİN NEDİR?

Petrol türevi bir madde olup bildiğimiz tabak yapımında kullanılır. Süte katıldığında sütün içeriğindeki protein oranını göstermeye yarayan bir maddedir.  Melamin kanserojendir. Melamin biraz fazla katıldığında sütteki proteini olduğundan yüksek göstermeye yarar, yani adi bir hilenin de aracıdır. Hatırlayacaksınız, 2008 yılında gazetelerde okudunuz, Çin’de 3 bin civarında çocuk melamin katılmış süt tozundan hastalandı ve 6’sı öldü. Biz ise Çin’le fevkalade ticaret koşulları anlaşması imzaladık ve aynı tarihlerde de süt tozu ithalatına izin verdik!

Bir süt ya da süt ürününün içeriğinde süt tozu olup olmadığı üzerinde yazmamakta.” Kısaca böyle deniyordu basın bildirisinde…

Bebek mamaları, devam sütleri de süt tozundan yapılıyor. Dolayısı ile bebek mamalarında ve devam sütlerinde de melamin var..

İki yıl aradan sonra yukarıdaki basın bildirisini ve aşağıdaki yazımızı neden yazdığımızın “resmi” aşağıdadır:

19 Aralık 2012 tarihli Resmi Gazete 28502 sayısının ‘’Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’’ de bu değişikliği  “tabloda’’ görebilirsiniz.

 Melamin ise kanserojen bir kimyasal olup süt tozu, bebek formülleri ve devam formüllerindeki (devam sütlerinin, mamalarının yapıldığı tozlar) proteinin cihaz ve/veya yöntemlerde okunmasını sağlayabilmekte olduğundan EFSA bu maddelere melamin katılması taraftarıdır. Kimin hayrına ? Sanayicilerin, süt tozu, bebek maması, devam mamaları üretenlerin hayrına!

Sanayicilerin kesesinin dolmasını değil bebeklerin, çocukların, insanların gıda güvenliğinin sağlanmasını yürekten isteyenler akademisyenler, yasal olarak marketlerde çiğ süt satışına izin verilmesini desteklemeli.

Bu yazı toplam 1745 defa okundu.
 
Paylaş
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar