14 Aralık 2017 Perşembe Saat 00:29
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Resulullah'a iman etmeyi kabul etmeyen zihniyete son Söz...
17 Mart 2013 Pazar Saat 01:53
İLÇEMİZDE VE ÜLKEMİZDE BİLHASSA SAPIK FİKİRLERİNİ HİLELİ YOLLARLA TOPLUMA ULAŞTIRMAYA ÇALIŞANLARA DİYANET GEREKTİĞİ GİBİ CEVAP VEREMİYOR, BURADAN SESSİZ KALANLARI KINIYOR SON SÖZÜ BEYAN EDİYORUZ

 Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir. Nisa 59. Ayet

64 / TEGÂBUN : 8  "Şu halde Allah'a, O'nun Resûlü'ne ve indirdiğimiz nur (Kur'an)a iman edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır."

57/ Hadîd : 7Allah'a ve Rasûlüne iman edin de, sizi mirasçıları kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar için büyük bir mükâfat vardır.

Resûlullaha itâ'at, Allah'a itaat ayrı midir?

Resûlüne imân ve itâat olmadan Allah'a imân ve itâat olmaz. Çünkü Allahü teâlâ, kendine itâ'ati, bir çok âyette, Resûlü ile birlikte zikretmistir. Meselâ buyuruyor ki:

(Resûle itâ'at eden, Allah'a itâ'at etmis olur.) [Nisâ 80]

(Resûl, size ne verdiyse onu alin, size neyi yasakladiysa ondan sakinin!) [Hasr 7]

(De ki "Eger Allah'i seviyorsaniz bana uyun ki Allah da sizi sevsin!") [A.0mrân 31]

[Bu âyet-i kerîme inince, münafıklar, şimdiki mürtet ve zındıklar gibi, "Muhammed kendine tapılmasını istiyor" dediler. Bunun üzerine aşağıdaki âyet-i kerîme indi. (Sifâ-i serîf)]

(De ki, "Allah'a ve Peygambere itâ'at edin! Eger [Peygambere uymayip] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [A.0mrân 32]

Allahü teâlâ, Peygamber efendimize itâati emrettiği gibi, ona muhalefeti, isyanı da yasaklamıştır:

(Kim Allah'a ve Resûlüne isyan eder ve hududullahi asarsa Allah onu, temelli kalacağı Cehenneme sokar.) [Nisâ 14] [Hududullah, Allah’ın emir ve yasakları]

(Doğru yol belli olduktan sonra, Peygambere karsı geleni ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyanı, o yolda bırakır ve cehenneme sokarız.) [Nisâ 115]

Allah'a, Resulüne isyan(Allah ve Resûlüne karsi gelen, bilsin ki Allah'in azâbi çetindir.) [Enfal 13]

 

(Ey iman edenler, sizi hayat verecek şeylere [dinin emirlerine] davet edince, Allah'a ve Resûlüne icâbet edin!) [Enfâl 24]

(Allah'a ve Resûlüne karsı gelen, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.) [Ahzâb 36]

Sünnet-i seniyyeye uymanın farz olduğunu yukarıda âyet-i kerimelerle bildirmiştik. Bu konudaki hadîs-i şeriflerden birkaçı da söyle:

(Bana uyan Cennete girer, isyan eden giremez.) [Buhârî]

(Resûlün harâm kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizî]

(Allah'in kitabına, Peygamberin sünnetine sarılan sapıtmaz.) [Hâkim]

(Sünnetimden yüz çeviren benden degildir.) [Müslim]

(Benden sonra ihtilâflar çikar. O zaman sünnetime ve hülefa-i râsidînin sünnetine uyun!) [Tirmizî]

Kur'ân-i kerîm, Peygamber efendimize inmistir. Muhatabi odur. Eshâb-i kirâm, Peygamber efendimize, Kur'ân-i kerîmin açıklamasını sual ederlerdi. Açıklamayı gerektirmeyen ayetler hariç, her ayetin açıklamasını bilen yalnız odur. Resûlullah efendimizin bildirdiğinden başka türlü açıklamak yanlış olmakla kalmaz, Allah'a ve Resûlüne iftira olur. Hiç bir kimse, Peygamber efendimizden daha iyi bildiğini söyleyemez. Çünkü Allahü teâlâ buyuruyor ki:

(Size kitabi, hikmeti getiren ve bilmediklerinizi ögreten bir Peygamber gönderdik.) [Bakara 151]

Demek ki, Peygamber efendimiz, Kitabin [Kur'ân-i kerîmin] dışında, bir de hikmet getirmiştir.

Ayrıca, Kurân-i kerîme rağmen, insanların bilmediği şeyleri de öğretmiştir. Allahü teâlâ, hikmet ehlini de övmüştür:

(Allah, hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayr verilmiştir.) [Bekara 269]

Hikmet, fen manasına geldiği gibi, fıkıh ilmi manasına da gelir. (Dürr-ül muhtâr)

Peygamber efendimiz, 0bin Abbâs hazretleri için, (Yâ Rabbî, bunu fakîh kil, hikmet sahibi eyle ve buna Kur'ân-i kerîmin bilgilerini ihsân eyle) buyurdu. (Buhârî)

Kur'âni ehli olan açıklar

Peygamber efendimiz, fikh bilgilerini de eshâb-i kirama öğretmiştir. Peygamberimizin öğrettiklerine sünnet dendiği için, öğrettiği fikh ilmine de sünnet de denir.

0mâm-i Sâfiî hazretleri, (Bu âyetteki hikmet'ten maksat, Resûlullahin sünnetidir. Önce Kur'ân zikredilmiş peşinden hikmet bildirilmiştir) buyuruyor. (Risâle s.78)

Kurân-i kerîm açıklamasız öğrenilseydi, Peygamber efendimize, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki, açıklanması da emredilmiştir:

(Kur'âni insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]

(Biz bu Kitabi, hakkında ihtilâfa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.) [Nahl 64]

Bu âyet-i kerîmeler, açıklamayı gerektiren ayetlerin bulunduğunu gösterdiği gibi, bunu açıklamaya Resûlullah efendimizin yetkisi olduğunu da göstermektedir.

Kurân-i Kerîm de her bilgi vardır. Ancak açık değildir. Peygamber efendimiz bunları vahy ile öğrenmiş ve ümmetine bildirmiştir. Bir âyet-i kerîme meâli:

(Onun sözleri vahiydir.) [Necm 4]

Hz.Cebrâil, Peygamber efendimize gelip 5 vakit namazın her şeyini bizzat tatbiki olarak öğretmiştir.

Peygamber efendimiz de (Namazı benim kıldığım gibi kiliniz) buyurmuştur. (Buhârî)


Bu yazı toplam 1910 defa okundu.
 
Paylaş
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar